20 Ekim 2018 Cumartesi

Üşüyerek Uyanmışımdır

Yorgun düşmüşsündür koşuşturmuşsundur 
Bir o işten bir bu işe
Koyarsın kafanı yastığına
Dışarda araba sesleri dışarda karanlık
Karşı camda hareketlenmeler
Soğumuştur hava kapatmışsındır camları
Sarmıştır etrafını gece
Gece zaten hep sarmaşır gündüze
Düşünerek kalırsın biraz daha geçe

Programlarım işlerimi
Kaçta kalkacağım ne yapacağım
Bölerim günleri işlere
İşleri saatlere
Ve gece yine gece
Ne bir iş kalır ne de mecal
Ses kesilir odamda karaltılar

Odamda karaltı var dışarıdan süzüldükçe gece
Biraz daha kuşatıyor bütün evreni soğukluğu
Aklımda binbir türlü düşünce
Birden çok pürüz ve bir kaçış yorgunlu
Birkaç iş yorgunluğu birkaç konuşmanın geride
Bıraktığı o nahoş yorgunluğu

İnsan beyni biraz daha kırılgan
Gözler daha bir kapanık kulaklar daha bir alıngan
Tenim her titreyişte irkiliyor halbuki 
Elimin altındaki şimdi bana ne haber getirdi

Silikon kaplım, 5 inçlim selam götür sevdiğimin ekranıma
Üzülmez de ağlamaz da ben de gitmem yarına
Yarın gitmem o da yazmaz yarına
Uyanırım işlerim vardır bölük pörçük
Ve hatırlarım onu bir başka karanlıkta

Sabah uyandım
Soğutmuş yer yüzünü gece
Daha sıkı sarılıyorum yorganıma
Ve kapatıyorum gözlerimi
                        yine gece

6 Ekim 2018 Cumartesi

Kursak

Ne zaman sevinsem kursağımda kalıyor sayın sağlıkçı personel
Kursağım şişmiş bana ne önerirsiniz
Bir akşam mesela veya bir sabah namazından sonra
Kaç karın tokluğuna şiir kaç sayfa aforizma

Hep sevildiğimde kursaklarda bırakıyorum sayın personel
Karınları tokken ilaçtan tiksiniyor bu insanlar
Bu insanların tuzları kuru, hemen dökülürler tuzluktan
Ben tuz muyum sayın personel yoksa aç karına taş mıyım
Yemekten sonra ayda bir anti depresan mıyım

Hep gördüklerim kursaklardan kaçıyor sayın sağlıkçı personel
Hep benden kaçıyor, kursağıma yutkunduğum
Su diye içtiğim yemek diye yediğim 
Emilmeden çıkıyor dışarı
Görmüyorum faydasını bu istifraların

Söyle bana nasıl alırız bu kursağı göğsümden sayın sağlıkçı personel
Hangi ilaç hangi radyoaktif ışın düşürür kursağımdaki taşları
Sen olsaydın sayın bir lejyoner
Çeker alırdın kılıcınla kursağımı

Şimdi ne kafa kalır bende ne dikkat sayın sağlıkçı personel
Ne okuduğumu anlarım ne okuturum kendimi
Söylesene hangi prospektüsten başlıyayım okuma listeme
Ağrılarımı dindirecek hap nerede

7 Eylül 2018 Cuma

Yüz Yüze

"yol akıyor, sen koluma girmiyorsun"

yüzün diyorum ne kadar da bölük pörçük
sesleniyorum yüzün diyorum
bölük pörçük hüzün

göreyim diyorum senin yüzün diyorum
yüzün bana yabancı etme diyorum
beni burda böyle
bunca aklımda tutmam gereken şeylerle
sevecen bakışlarını eksik etme
böyle geçer yüzsüzlüğüm

utanan kızaran bir yüz ancak iki dudak arasında
yani yüzüm diyorum senin iki dudağının arasında
ne ekşi ne de acı 
ekmek gibi tuzsuz şekersiz yüzüm
senin yüzünden farklı

yeni bir güz başlangıcı
senin yüzünden farklı bu sefer
yani senin sayende bambaşka 
sen yoksun hâlâ 
yüzün nerede

28 Ağustos 2018 Salı

Drava Nehrinin Akdenizden Çaldığıdır

Dalgalı dalgalı akıyor ve uzanıyorsun boylu boyunca
Kuş sesleri drava nehrinin gümbürtüsü boylu boyunca
Altında akan bu nehir yemyeşil bulanık
Altında kaç masumun kanı akıyor boylu boyunca

Barajlar oyuncak
Çelik ve nehir kullanılacak
Kapak açılacak ve akacak boylu boyunca

Eğimli çatılar, kar dökülecek yağınca
Heidi gelecek alplerden bahar olunca
Herkesin yüzündeki eksik gülüşler
Ölümleri getirecek nehirlere boylu boyunca

Bu yataklarda, yeşil yataklar uzun ağaçlar
Savanaları gibi değil Afrikanın kuruyacak
Elmas yataklarında ölen çocuklar
Yeşili koruyan barajlarda hatırlanmayacak 
Çiçekler açacak ağaçlar uzayacak 
Mülteciler akdenizde boğuldukça

14 Temmuz 2018 Cumartesi

Alamet-i Farika

aylardan yaz belki
fakat bu titreme sen gülünce 
hayra alamet değil

sen  gülünce içim ısınıyor 
ve ben gözlerine bakıyorum sen gülünce
bu hiç iyiye işaret değil

sonunu biliyorum ve sen gülüyorsun
ben dur diyemedikçe
ben kalkıp gidemedikçe masadan
aklımdan çıkmıyorsun 
bu hiç hayra alamet değil

31 Mayıs 2018 Perşembe

Ben Yâr Deyince Karnımın Üstündeki Sancı

Yavaş yavaş çekiliyorsun karşımdan
Yanıma otur kalkma
Saçların kıvrak boyun da kısa
Konuşamıyoruz suskunluğumuzu konuşturmaktan
Koşuşturmaktan durmuyoruz bir orda bir burda
Belgeler evraklar biraz daha resmileştikçe
İnsan anlıyor büyümenin nasıl olduğunu
Sonra nasıl solduğunu izi kalmış hislerin
Bu sabah yalnız ve serin

1 Mayıs 2018 Salı

Evime Hoşgeldin

Yürüyelim dinleyelim kargaşayı
Uzaklaşmayalım yaklaşalım benimle gel
Evimiz burası artık saklanma
Korkma ne seni yiyecek ne de boğacağız
Sadece tanıtacağız seni kendimize alacağız
Uslu olursan kuma gibi değil gelin gibi
İç güveysi gibi değil takımla damat gibi
Yani sanki hep seni beklemişiz gibi geleceksin

Yürüyelim dedim sana bahsetmeliyim
Köşebaşlarındaki sarıyer börekçilerinden konuşmalıyız
Akdeniz pidesinden karadeniz pidesinden amerikan pidesinden
Uzun uzun konuşmalıyız her yörenin sokağımıza girmiş lezzetlerinden
Türkiyede gıda sektörürün zarar etmediğinden
Kolanın hep çok içildiğinden
Ayaklarımız yere bassın yürüyelim

Binelim koşa koşa yetişelim
Kapılar tam kapanacakken birini daha içeri tıkıştırdılar
Bunu izliyelim bunu izlemeliyiz
Oysa ben ayıramam arkalarından kızların güzelliğini
Bileklerini kesmek yerine dövme yaptırmış kızlar
Ona söylemek isterdim böyle güzel gözükmediğini
Onu evime almayacağımı söylemeliydim bu haliyle
İnsan hep kaderinin yönelttiği haliyle 
Alın yazısı bu silemezsin
Evime hoşgeldin